İbni Sina Türk Mü?
Hadi bakalım, bugün bir tarih yolculuğuna çıkıyoruz. Ama tabii, o yolculuk biraz da eğlenceli olacak. Konu şu: İbni Sina Türk mü? Evet, tam olarak bu soruyla başlıyoruz. Hani insan bazen der ya: “Bir soruyu sormak bile cesaret ister”, işte bu da o sorulardan biri. Bir yandan “Tabii ki Türk, hepimiz Türküz!” demek istiyorum, ama bir yandan da diyorum ki, “Bir dakika, biraz daha düşünelim.” Çünkü bu sorunun cevabı, Türkiye’de herkesin rahatça cevap verebileceği türden bir şey değil. Hadi, gelin birlikte biraz eğlenelim, düşündükçe kafamız karışsın ama sonuçta kesin bir şeylere varalım.
İbni Sina Kimdir?
Öncelikle, İbni Sina’yı tanımamız lazım. Hani bizim klasik “herkesin duyduğu ama pek kimsenin gerçekten bilmediği ünlü” kategorisindeki biri. 980 yılında, bugünkü Özbekistan’a bağlı bir şehir olan Buhara’da doğmuş, Arap dünyasının bilim insanlarından biri olarak tanınmış. Ama esas olay, o kadar çok alanda bilgi sahibi olması. Tıp, felsefe, matematik, astronomi derken adam her şeyi biliyor. O yüzden de “Şifâname” gibi devasa eserleriyle ün kazanmış.
Ama buraya kadar her şey normal. Ancak bir soru var: İbni Sina Türk mü?
Kafamdaki Konuşmalar: İç Sesimle Tanışın
Aklımda bir diyalog başlıyor, sanki içimde iki kişi varmış gibi. Bir taraf benden, diğer taraf ise… yine benden!
İçimden geçen mühendis: “Abi, mantıklı ol. İbni Sina, Türk falan değil. Tamam, bizim coğrafyamızda doğmuş ama o dönemde bu ülkeler birbirine çok yakın ve kültürel sınırlar falan yoktu.”
İçimdeki rahat adam: “Yani, sadece coğrafyada mı doğmuş? Peki, o zaman Arap mıdır o zaman?”
Mühendis tarafım: “Hayır, o da değil. O bir Türk, çünkü o zamanlar Türkler burada çok etkin, yani Selçuklular falan. Ama adam Arapça yazıyor, Arap kültüründen etkilenmiş.”
Rahat adam: “Aman, bırak. Bir insan Türk ya da Arap olmasından daha fazlasıdır. Bize ‘Türk’ dedikleri için memnun oldum!”
İşte böyle bir içsel çatışma… O yüzden bence biraz daha fazla bilgi edinmemiz gerekiyor.
İbni Sina Türk Olabilir Mi?
Şimdi, İbni Sina’nın Türk olup olmadığına dair birkaç farklı bakış açısı var. Biri, “Tabii ki Türk, çünkü bizim coğrafyamızda doğmuş!” diyebilir. İyi de, o zaman her gün yaşadığımızda “Türk” olan her şeyin başka milletlere ait olması gerekirdi. Bizim İzmir’de “Ayvalık tostunun” Türk olma hakkı var mı? Hadi bunu tartışalım. Biraz geniş bir perspektife bakalım.
Bir diğer görüş, “Arap, çünkü Arapça yazıyordu!” der. Ama, yanlış! Çünkü, tarihsel olarak baktığınızda, bu topraklarda yaşayan insanlar farklı kültürlere ait ve dil de elbette önemli bir belirleyici. İbni Sina, Arapça yazdı ama onun zamanında bu topraklar zaten birçok kültürün harman olduğu yerlerdi.
Peki, ne yapıyoruz şimdi? Herkes kendi kafasında bir İbni Sina oluşturdu, herkes kendi yolunda bir şeyler düşünüyor.
İbni Sina: Türk Değilse, O Zaman Kim?
Evet, “Türk mü?” sorusunu bir kenara bırakıp, başka bir soruya geçiyorum: Eğer Türk değilse, o zaman kim? Hani bazen çok düşünmek insanı gerçekten yoruyor, ya da ben sadece derin düşüncelere dalarken hafif de olsa işin eğlenceli kısmını kaçırmış olabilirim. İbni Sina’nın kim olduğunu bilmek, onun Türk olup olmadığını anlamak için yeterli bir neden değil. Hadi ama! Adam 80’lerindeki bir bilim adamı ve hala tüm dünyada saygıyla anılıyor.
Sonuçta, ben bir insan olarak (Türk veya Arap olmanın çok da önemli olmadığını savunan biri olarak) diyorum ki, İbni Sina aslında, her milletin bir parçası! Felsefe ve bilimdeki mirası, zamanla tüm insanlık tarafından sahiplenildi. Şimdi, ben de bu konuda kendimi rahat hissediyorum.
Akşam Yemeğinde İbni Sina Tartışması
Geçen gün arkadaşlarla akşam yemeği yiyoruz. Tabii, neyleyim? Ben de sürekli akıl yürütüp bir şeyler düşünüyorum, ama sonunda şunları söyledim: “Bakın, arkadaşlar, İbni Sina Türk mü değil mi?”
Bir arkadaşım hemen cevabı yapıştırıyor: “Arap, net. Adı bile Arapça!”
Ben de biraz daha duraksayıp şöyle diyorum: “Ya da Türk’tür. Sonuçta o dönemde Türklerin etkin olduğu topraklarda doğmuş.”
Diğer arkadaş: “O zaman ben de İngilizim çünkü bir hafta Londra’da tatil yaptım. Hadi gelin, ülkenin bayrağını alıp gezelim!”
Ve sonrasında hepimiz gülüyoruz. Ama gülse de, hala bu sorunun cevabı net değil.
Kültürel Çeşitlilik ve İbni Sina’nın Mirası
Aslında, işin en güzel tarafı burada. İbni Sina’nın mirası, sadece bir milletin malı değil. Hem Türklerin hem de Arapların hem de başka birçok kültürün tarihi bir parçası. O yüzden, kimse İbni Sina’yı sadece bir millete ait saymasın. Herkesin sahiplenebileceği bir bilim insanı çünkü.
Tabii, ben de bu durumu şöyle toparlıyorum: “İbni Sina, kesinlikle Türk değil. Ama bir gün, böyle konuşan biri olarak tarihe geçebilir miyim?” Çünkü bazen öyle büyük bir “kültürel miras” bırakmak isterdim ki, hangi milletten olursa olsun, insanlık benim adıma da saygı duysun.
Sonuç
İbni Sina’nın kim olduğuna dair kesin bir cevap yok. O hem Türk, hem Arap, hem de tüm insanlık için bir değer. Bu yüzden, onun mirasını sahiplenmek, ırk, dil veya kültürle sınırlı bir şey değil. Sonuçta, İbni Sina’nın hayatını ve eserlerini hala bugünün insanları, yani bizler, kendi hayatımıza adapte edebiliyoruz. Belki de en önemli şey, onun çok yönlülüğünden, bilgeliğinden ve katkılarından ilham alabilmek.
İbni Sina’nın “Türk mü?” sorusunun cevabı, aslında bence hiç de önemli değil. Hadi, bir düşünün: “Eğer İbni Sina gerçekten Türk olsaydı, acaba her şey farklı olur muydu?” Belki de! Ama biz şimdilik, biraz eğlenip bu sorunun cevabını kendi iç dünyamızda bulalım.