İçeriğe geç

Hemşire TDK yer alır mı ?

Hemşire TDK’da Yer Alır mı?

Bir Sabahın Sessizliği

Kayseri’nin sabahlarına özgü o soğuk, hafif karanlık atmosfer vardır. İlk ışıklar şehri sarhoş ederken, ben de uyandım. Gözlerim, eski yazılı defterimin köşesine takıldı. İçinde her duygumu, her düşüncemi yazdığım, sabahları uykusuz geçen zamanlarımın arkadaşları. Bu sabah ise bir konu kafamı karıştırıyordu: Hemşire TDK’da yer alır mı?

Gece boyunca düşünmüştüm. Bu sorunun cevabı, sadece dilde değil, bir hayatın en derin anlarında gizliydi. O kadar derindi ki, belki de TDK’nın bir hemşireyi kabul etmesi, bir insanın toplumsal değerini kabul etmesiyle eşdeğerdi. Hemşire, sadece bir meslek değil, bir yaşam biçimidir. Hemşirenin hayatını bir kelimeyle sınırlayabilir miyiz?

Bir Anı, Bir Sahne: “Hemşire”

Sınavların bittiği, yaz tatilinin yeni başladığı bir gündü. Kayseri’nin sokaklarında güneş kendini gösterecek, yer yer çiçekler tomurcuklanacak, ama ben, tüm bunlardan bihaber, hastanede çırpınıyor olacaktım. Hemşirelik okulunun son senesindeydim, stajım başlamıştı. Tüm öğrendiklerimi ve hayallerimi bu dört duvar arasında görmek, doktorlarla aynı odada, aynı hastayı tedavi etmek… Hepsi tam da beklediğim gibi. Ancak bir şey eksikti. Hemşirenin bu toplumda sahip olduğu değeri anlayabilmem için biraz daha zaman gerekiyordu.

Bir gün hastaların tedavisini yürütürken, yaşlı bir adamın odasına girdim. Zihninde sürekli kaybolan, ama yüzünde bir gülümseme barındıran bu adam, bana bir şeyler öğretmeye başlamıştı. Adamın elini tuttum, gözlerindeki belirsizlikle göz göze geldim ve “Bunu yapabilir misiniz?” dedi. İşte o an, yaşadığım tüm hayal kırıklıkları, zorluklar ve endişeler yok oldu. Çünkü bir hemşirenin değil sadece mesleği, aynı zamanda ruhu da hastaya dokunmalıydı. Onu anlamalıydım, onu hissetmeliydim.

“Ben, hemşire olmak istiyorum,” dedim içimden. Ama bir soru var. Hemşire TDK’da yer alır mı? O anda bile bu soruyu kafamda canlandırıyordum.

Dil ve Değerler: Hemşire TDK’da Yer Alabilir mi?

Şimdi, hemen şunu söyleyeyim: Bir kelimenin dildeki yeri, bazen bir insanın toplumdaki yerini de yansıtır. Hemşire kelimesi, çoğu zaman doğru anlaşılmıyor. Biri size “hemşire” dediğinde, aklınıza hemen bembeyaz önlükleriyle, her zaman disiplinli, zamanın ne kadar değerli olduğunu bilen bir profesyonel gelir. Ancak bu meslek, bazen o kadar karmaşık ki, tam anlamıyla gözlemlenmesi gerek.

İlk başta, TDK sözlüğüne bakmam gerekti. Hani bazen aklınızda bir soru vardır ya, ama kelimelerin anlamlarını çözmeden doğru bir yargıya varamayacağınızı hissedersiniz. Hemşire kelimesi TDK’da “sağlık hizmeti veren, tedavi sürecinde hastaya yardımcı olan, doktorun verdiği ilaçları ve tedaviyi uygulayan kişi” olarak tanımlanıyor. Burada hiçbir şey yanlış değil. Hemşire, bir sağlık çalışanıdır, hatta çok kıymetli bir sağlık çalışanıdır.

Ama işin özünü kaçıran bir şeyler var. Hemşire, sadece tedavi uygulayan bir robot değil, insandır.

Bu noktada kafama takılan şey şu: Dil, bir mesleği ya da bir insanı ne kadar derinlemesine tanıyabilir? Sadece bir kelimeyle tanımlanabilecek kadar dar mı? Bir hemşireyi sadece işleviyle mi sınırlayabiliriz? Ve bir hemşire TDK’da yer alabilir mi?

Hemşirenin Yeri: Duygular ve Toplum

Bir hemşire, hastasına bir ilaç vermez. O, önce insanı görür. Bir göz bakışı, bir söz, bir dokunuş… Bunu anlatabilmek için bir kelime yetersiz kalıyor. Hemşire, toplumun temel yapı taşlarından biridir. “Hemşire” denince, ilk önce bir hizmet, sonra bir sorumluluk gelir. Ama hepimiz biliyoruz ki, bir meslek insanın sadece işini yapmasını sağlamaz, kişiliğini, duygularını da şekillendirir.

Benim yaşadığım, öğrenmeye başladığım her hastanede, her duyguyu tattım. Bazı sabahlar gözlerim ağlamaktan şişer, bazı geceler uykusuz kalırdım. Çünkü bir hemşire olmak, sadece hastayı iyileştirmek değil, her gün bir insanın ömrüne dokunmaktır. Bu yüzden, bir kelime, bir tanım bunu nasıl yansıtabilir?

Yavaşça, Ama Emin Adımlarla

Bir sabah, hemşirelik okulunun mezuniyetinde, sınıf arkadaşlarım ve ben son kez birlikteydik. Her birimiz ayrı ayrı sahnelere gidiyorduk. O an, aklımdan geçen şey sadece şuydu: “Evet, TDK’da hemşire kelimesi yer alıyor ama bu işin başka bir tarafı var. Hemşire olmak, bir dilin, bir kültürün, bir toplumun yarısıdır.”

Mezuniyet töreninde, okulda öğrendiğimiz her şeyi bir kenara bırakıp, yalnızca insanı düşündüm. Bir hemşire, toplumun içindeki en değerli parçalardan biri olmamalı mıydı? Hemşireye toplumun nasıl değer verdiği, aslında o toplumun kendisini ne kadar anladığının bir göstergesidir.

Sonuç: Duygusal Bir Bağlantı

Sadece bir kelimeyle sınırlanamayacak kadar büyük bir mesleği ve sorumluluğu olan hemşirelerin, değerlerini her zaman takdir etmek gerekir. Bir meslek sadece bir tanım değildir; bir meslek, insanın ne kadar iyi bir insan olduğunu yansıtır. Hemşirelik sadece bir iş değil, bir yaşam biçimidir. Ve bir meslek, ne kadar tanımlansa da, her zaman o tanımın çok ötesindedir.

Evet, belki TDK’da hemşire kelimesi yer alıyor, ama bu sadece bir başlangıç. Bunu daha çok konuşmalıyız, hemşirenin toplumdaki değerini daha çok anlamalıyız. Çünkü aslında hemşire olabilmek, yaşamı anlamaktır; dilin ötesinde bir yerlerde…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
grandoperabet resmi sitesitulipbetgiris.orgTürkçe Forum