İçeriğe geç

Getto hangi ülkede ?

Getto: Tarihte Bir Mekan, Günümüzde Bir Kavram

Tarih, insanlık tarihindeki sosyal yapıları, kültürel dinamikleri ve toplumsal dönüşümleri anlamamız için en önemli kaynaktır. Geçmişin izlerini bugün yaşamımıza yansıtan kavramlar ve yerler, insanlık tarihinin karanlık köşelerini aydınlatabilir. Bu kavramlardan biri de “getto”dur. Günümüzde daha çok yoksulluk, izolasyon ve marjinalleşme ile ilişkilendirilen getto, aslında tarihi derinlikleri olan, toplumsal yapıyı şekillendiren ve bireylerin varoluşlarını etkileyen bir mekandır. Peki, getto hangi ülkede doğmuştur? Hangi tarihi süreçlerle şekillenmiştir? Bu soruların yanıtı, hem geçmişin hem de günümüzün toplumsal yapıları hakkında önemli ipuçları sunar.

Gettonun Tarihsel Kökenleri: Orta Çağ’dan Erken Modern Dönemlere

Getto kelimesi, İtalyanca “ghetto”dan türetilmiştir ve başlangıçta, Venedik’teki Yahudi nüfusunun yaşadığı mahalleyi tanımlamak için kullanılmıştır. 1516 yılında Venedik’te kurulan bu Yahudi gettosu, aslında Avrupa’daki getto kavramının başlangıcı olarak kabul edilir. Venedik’te Yahudi toplumu, belirli bir alanda yaşamaya zorlanmış, belirli bir bölgeye sıkıştırılmıştır. Bu durum, bir tür ayrımcılığın ve sosyal izolasyonun tezahürüydü. Yahudilerin, Venedik gibi büyük ve kozmopolit şehirlerde bile izole edilmesi, dönemin yaygın bir toplumsal yapısıydı. Zamanla, bu tür mahalleler, “getto” olarak adlandırılmaya başlanmış ve diğer Avrupa şehirlerinde de benzer uygulamalar görülebilmiştir.

Getto kelimesi, başlangıçta sadece Yahudi mahallelerini tanımlamak için kullanılsa da, zamanla etnik ve dini azınlıkların dışlanmış olduğu, sadece belirli bir topluluğun yaşadığı yerleşim yerlerini tanımlar hale gelmiştir. Yahudilerin yanı sıra, Hristiyan olmayan diğer topluluklar ve daha sonra yoksul sınıflar da benzer şekilde dışlanmış ve bu tür mahallelerde yaşamaya zorlanmıştır.

Getto Kavramının Genişlemesi: Avrupa’dan Yeni Dünya’ya

16. ve 17. yüzyılda, getto kavramı Avrupa’da yayılmaya başlamış, özellikle İspanya, Portekiz ve Almanya gibi ülkelerde Yahudi nüfusu için benzer uygulamalar görülmüştür. Ancak getto, sadece bir mekân değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi haline gelmiştir. Bu dönemde, gettolarda yaşayanlar, yalnızca coğrafi olarak izole edilmekle kalmamış, aynı zamanda sosyal, kültürel ve dini açıdan da çoğu zaman marjinalleşmişlerdir. Bu durum, sosyal ayrımcılığın ve etnik kimliklerin güçlenmesinin bir yansımasıdır.

Yeni Dünya’ya göçen Avrupalı yerleşimciler, getto kavramını Amerika’ya taşımışlardır. 18. yüzyılda, özellikle Amerika’nın kuzeyinde, Afrikalı kölelerin getto gibi mahallelerde yaşaması yaygın hale gelmiştir. Bu mahalleler, sadece fiziksel bir izolasyon değil, aynı zamanda köleliğin ve ırkçılığın derin izlerini taşıyan toplumsal bir yapıyı yansıtmaktadır. Afro-Amerikalıların yaşadığı gettolar, zamanla sadece fiziksel ayrımcılıkla sınırlı kalmamış, ekonomik, kültürel ve psikolojik ayrımcılığı da pekiştiren mekanlar haline gelmiştir.

Sanayi Devrimi ve Gettonun Toplumsal Yansıması

Sanayi Devrimi’nin başlangıcında, Avrupa şehirlerinde büyük nüfus artışları ve hızlı şehirleşme yaşanmıştır. Bu süreç, aynı zamanda işçi sınıfının yoksul kesimlerinin büyük şehirlerde yığılmasına neden olmuştur. Sanayi devrimi ile birlikte, tarım toplumlarından sanayi toplumlarına geçişle birlikte şehirlerdeki sınıfsal ayrımlar da daha belirgin hale gelmiştir. Yoksul işçi sınıfı, daha düşük yaşam standartlarıyla, genellikle şehirlerin kenar mahallelerinde, gecekondu ve getto tipi yerleşimlerde yaşamaya başlamıştır.

Sanayi devrimi sonrası İngiltere, Almanya ve Fransa gibi ülkelerde işçi sınıfının gettolaşması, aslında sanayileşme sürecinin toplumsal bir yansımasıydı. Bu dönemde, sınıf farklarının giderek arttığı ve toplumda eşitsizliklerin belirginleştiği bir dönemde getto kavramı, yoksul sınıfların iç içe yaşadığı ve dışlanmış olduğu yerleşim yerlerini tanımlamak için kullanılmaya başlanmıştır. 19. yüzyılın sonlarına doğru, bu tür mahalleler, sadece etnik veya dini azınlıkların değil, aynı zamanda yoksul kesimlerin de yaşadığı mekanlar olarak dikkat çekmeye başlamıştır.

20. Yüzyılda Getto ve Irkçılık: Amerika’da Siyah Gettoları

20. yüzyıl, getto kavramının daha da evrildiği ve daha karmaşık sosyal sorunların ortaya çıktığı bir dönem olmuştur. Amerika’da, özellikle 1900’lerin başlarında, siyah Amerikalılar, Jim Crow yasaları ve ırkçılıkla mücadele ederken, büyük şehirlerdeki bazı bölgelerde yoğunlaşmışlardır. Bu dönemde, Afrikalı Amerikalıların çoğu, düşük gelirli ve ayrımcılığa uğrayan gruplar arasında yer alıyorlardı. Bu yüzden, siyah gettoları, ekonomik sıkıntıların, ayrımcılığın ve ırkçılığın birleştiği yerler olarak ortaya çıkmıştır.

Bu gettolar, sadece fiziksel bir ayrım değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel bir izalasyona da işaret etmektedir. Siyah Amerikalıların yaşadığı mahalleler, uzun süre boyunca yoksulluk, suç oranlarının yüksekliği ve sosyal dışlanma gibi olgularla ilişkilendirilmiştir. Bu durum, getto kelimesinin çağdaş anlamını pekiştiren önemli bir dönüm noktasıydı.

Bugün Getto: Küresel Boyutta Bir Sorun

Günümüzde, getto kavramı, yalnızca etnik ve dini azınlıkların yaşadığı yerleşim yerleriyle sınırlı kalmamış, aynı zamanda yoksulluk ve sosyal dışlanmanın geniş çaplı bir belirtisi haline gelmiştir. Her ne kadar 20. yüzyılın sonunda ve 21. yüzyılda, şehir planlaması ve sosyal politikalarla bazı gettoların iyileştirilmeye çalışıldığı gözlemlense de, hala dünyada getto tipi mahalleler, ekonomik eşitsizliklerin ve sosyal ayrımcılığın somut birer örneği olmaya devam etmektedir.

Bugün, Avrupa ve Amerika’daki bazı bölgelerde, etnik azınlıklar, göçmenler ve düşük gelirli aileler için getto kavramı hala geçerliliğini korumaktadır. Ancak bu süreç, sadece fiziksel bir izolasyonla sınırlı değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal bir etkileşim sorununu da beraberinde getirmektedir. Modern gettolar, çeşitli toplumsal yapıları ve ekonomik güç dengelerini yansıtan önemli bir kavramdır.

Sonuç: Getto Kavramı ve Toplumsal Dönüşüm

Getto, sadece bir mekân değil, aynı zamanda toplumsal yapının ve bireylerin yaşam biçimlerinin bir yansımasıdır. Tarihte farklı dönemlerde farklı anlamlar taşıyan bu kavram, günümüzde hala önemli bir toplumsal sorunu işaret etmektedir. Geçmişten günümüze gettolar, sadece etnik ve dini dışlanmanın değil, aynı zamanda sınıfsal ayrımcılığın ve sosyal eşitsizliğin de simgeleridir. Peki, getto kavramı modern toplumlarda nasıl şekilleniyor? Bugün, gettolaşmayı engellemek için ne gibi toplumsal çözümler geliştirilebilir? Bu sorular, hem tarihsel bir bakış açısıyla hem de günümüzün toplumsal sorunlarına ışık tutarak daha derinlemesine incelenmeyi hak ediyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
grandoperabet resmi sitesitulipbetgiris.org